Türk Bitig: Odgurmış Öğdülmiş'e Dünyadan Yüz Çevirip, Olana Kanâat Ettiğini Söyler



Odgurmış Öğdülmiş'e Dünyadan Yüz Çevirip, Olana Kanâat Ettiğini Söyler

  1. Odgurmış Öğdülmişke Dünyâdın Yüz Evrüp Barıña Tapı Bolmakın Ayur
    Odgurmış Öğdülmiş'e Dünyadan Yüz Çevirip, Olana Kanâat Ettiğini Söyler
  2. Yanut berdi odğurmış aydı bu söz, eşittim men emdi eşit evre söz
    Odgurmış cevap verdi ve : — Ben sözlerini dinledim, şimdi sen de banların mahzurlu taraflarını dinle — dedi —
  3. Sen aymış bu sözler kim ögrenseler, ajun içre bulğay tilek ârzûlar
    Senin söylediğin bütün bu şeyleri insanlar öğrenirlerse, bu dünyada dilek ve arzularına erişirler.
  4. Velikin tiriglik bolurmu yegü, munı bilgü aşnu ay bilge bügü
    Fakat hayat yalnız yiyip-içmektenmi ibarettir, ey hakîm âlim, önce bunu bilmelidir.
  5. Kişi munça emgek bile kazğanıp, uzun kalmaz erse nerek neñ yığıp
    Bu dünyada uzun müddet kalmayacak olduktan sonra, insanın bu kadar zahmete katlanıp, bu malı toplaması neye yarar.
  6. Bu dünyâ tileyü yügürse kişi, yatu kaldı tâat tapuğlar işi
    insan bu dünya peşinde koşarsa, tâat ve ibâdet işini bir tarafa bırakır.
  7. Bu kün sen maña kelmişiñde berü, baka kör tapuğ barça kaldı turu
    Bugün senin bana geldiğinden beri, bak işte, bütün ibâdet olduğu gibi geri kaldı.
  8. Kamuğ bir kişike katılmış üçün, yası munça erse küçeme öçün
    Yalnız bir tek insan ile görüşüp-konuşmak beni bu derece zarara sokarsa, artık bana gücenme ve beni zorlama.
  9. Uluş kendke kirse meniñ bu özüm, kişi birle bolğa işim hem sözüm
    Ben kalkıp, kasaba ve şehre inersem, bütün işim-gücüm insanlar ile olacaktır.
  10. Negü teg kılur-men bu tâat tapuğ, yapulğay maña bu sıñardın kapuğ
    Ben tâat ve ibâdetimi nasıl edâ edebilirim, bu kapı artık benim içın kapanmış olacaktır.
  11. Kiçiglikte yandım karıdım bu kün, bayat tapğı birle tirildim ögün
    Gençlikten ayrıldım, bugün artık ihtiyarladım, hayatımı Tanrıya hamd u sena ve ibâdet ile geçirdim.
  12. Yana yandru yanmak yavalık tapa, yararmu maña ay bağırsak apa
    Heder olacak bir hayata tekrar geri dönmek bana yakışırını, ey merhametli insan.
  13. Ne edgü bilig berdi bilgi ögüz, eşitgil munı sen ayâ köñli tüz
    Bilgisi ırmak gibi gür akan âlim ne iyi söylemiş, ey temiz kalpli insan, sen bunu dinle.
  14. Yegitlikte kılğıl karılık işi, karısa barır küç yetilmez kişi
    İhtiyarlıkta yapılacak işleri gençken yapmağa çalış, insan ihtiyarlayınca, kuvveti kalmaz ve bunlar yapılamaz.
  15. Yegitlikte tavrat bayat tapğı kıl, karılıkta bolmaz munı yetrü bil
    Gençlikte davran, Tanrıya ibâdet kıl, ihtiyarlıkta bu yapılamaz, bunu iyice bil.
  16. Kiçig oğlan erken kılınç edgü tut, uluğlukka tegse udınur bu ot
    Genç iken iyi hareket etmeğe çalış, ihtiyarlık gelince, bu ateş söner.
  17. Ne edgü bolur kör yegitlik üdün, ülüg alsa özke kamuğ edgüdün
    Yiğitlik çağında her iyilikten kendisine bir hisse almak ne kadar güzel bir şeydir.
  18. Ne teñsiz bolur kör karımış kişi, yava bolsa kılsa yegitler işi
    ihtiyarlamış bir kimsenin vaktini heder ederek, gençken yapılması icâp eden şeyler ile uğraşması ne kadar yakışıksız olur.
  19. Tiriglik üçün boldı dünyâ neñi, tiriglik tükese tüker neñ muñı
    Dünya malı hayat için yaratılmıştır, hayat sona erince, mal derdi de ortadan kalkar.
  20. Tiriglik uçuktı tirip bu neñiñ, anuk kimke kodğu kesilse tınıñ
    Mal toplaya-toplaya hayatın sonuna geldi, nefesin kesilirse, bunları kime bırakacağın bellidir.
  21. Tutayın sen aymış ilig tapğını, tükel bildim iş tuş bodun kılkını
    Senin dediğin gebi, hükümdarın hizmetine girdiğimi ve eş-dost ile halkın tavır ve hareketini tam öğrendiğimi düşünelim.
  22. Negü asğı âhır ölür erse öz, saña teggüsi yok meger iki böz
    Sonunda ölecek olduktan sonra, bunun faydası ne, bütün bunlardan elinde kalacak olan iki bez parçasıdır.
  23. Bu munça isinmek azu tumlımak, tilek iki boldı ay ersig çomak
    Sıcakta bu kadar terleyecek ve soğukta bu kadar titreyeceksin ve neticede ıkı arzunu elde edeceksin, ey müslüman yiğit.
  24. Biri dünyâ mâlın bedüse özüñ, takı bir yorık bolsa ilde sözüg
    Biri bu dünya malı ile kendini yükseltmek, biri de memlekette sözü geçen bir adam olmaktır.
  25. İdi edgü erdi bu iki bulup, ölüm tutmasa kalsa meñü bolup
    Eğer bu ikisini elde ettikten sonra, ölümün pençesine düşmeyecek ve burada ebedî olarak kalacak olsa idim, bu çok güzel bir şey olurdu.
  26. Ölüm aldı mendin bu iki tatığ, nerek emdi dünyâ ay bilgi batığ
    Bu iki zevki ölüm benim elimden aldıktan sonra, şimdi bu dünyanın bana ne lüzumu var, ey derin bilgili insan.
  27. Kişi kutluğınıñ bolur belgüsi, küniñe yegedür anıñ edgüsi
    İnsanlar arasında saadete nail olan kimsenin nişanı olur, onun iyiliği günden-güne artar.
  28. Kalı kutsuz erse kişig tumlıtur, karılık üdinde kılınç artatur
    Eğer insan talihsiz ise, o başkalarını kendisinden soğutur ve ihtiyarlık gününde ahlâkı bozulur.
  29. İdi yakçı aymış bügü bilgi keñ, eşitgil munı sen ayâ kızğu eñ
    Hakîm ve bilgisi geniş olan insan çok iyi söylemiş, ey al yanaklı, sen bunu dinle.
  30. Kişi kutluğı ol neçe ulğadu, baru edgü bolsa isizlik kodu
    İnsanların kutlusu yükseldikçe iyi olur ve kötülüğü bırakır.
  31. Tükel belgülüg bil kişi kutsuzı, karıp yügrür erse havâsı udu
    Şunu açık olarak bil ki, ihtiyarladığı hâlde, nefsine uyarak, onun peşinde koşan kimse de insanların talihsizidir.
  32. Kanı ol bu dünyâ tilep tutğuçı, öziñe temür kend tura yapğuçı
    Dünyayı isteyip, eline alan ve kendisine demirden şehir ve kale yaptıran kimse nerede.
  33. Kanı ol otun ıt bu dünyâ bulup, yaşıl kökke sundı kara kuş münüp
    Bu dünyayı bulan ve kartala binerek, mâvî göğe çıkan o küstah köpek nerede.
  34. Kanı ol bayat-men tegüçi otun, teñizde kodı ıdtı teñri töbün
    Ben Tanrıyım"" diyen ve sonunda Tanrının denizin dibine gönderdiği küstah nerede."
  35. Kanı ol bu dünyâ neñin tergüçi, neñi birle yerde kodı barğuçı
    Bu dünya malını toplayan ve malı ile birlikte yerin dibine geçen;insan nerede.
  36. Kanı ol toğardın batarka tegi, yorıp el tutuğlı bu dünyâ begi
    Doğudan batıya kadar sefer ederek, bir çok memleketleri hâkimiyeti altına alan dünya beyi nerede.
  37. Kanı ol tayakı yılan bolğuçı, teñiz yarlıp ötrü yorıp keçgüçi
    Asası yılana çevirilen ve deniz yarılarak, oradan yürüyüp geçen insan nerede.
  38. Kanı ol peri kuş bu yalñuk öze, uluğluk kılığlı kılınçı tüze
    Peri, kuş ve insanlara hükmeden o âdil insan nerede.
  39. Kanı ol ölüg tirgürügli kişi, ölümke tutuğ boldı âhır işi
    Ölüleri dirilten insan nerede, o da nihayet ölümün esiri olmuştur.
  40. Kanı ol kişide üdürmiş talu, kokuz kaldı dünyâ irildi tolu
    insanlar arasında seçilmiş olan o iyi zât nerede, dünya onsuz boş kaldı, bir tarafı eksildi.
  41. Ölüm tuttı eltti bu samışlarığ, sinimü kodur kör ay kılkı arığ
    Bu saydıklarımın hepsini ölüm yakaladı ve götürdü, ey temiz kalpli insan, senimi burada bırakacaktır.
  42. Bu yañlığ-turur bu ajun öñdisi, kerek öñdisi tut kerek tüñdisi
    Bu dünyanın kanunu böyledir, ister buna göre hareket et, ister aksi yolu tut.
  43. Baka körgil emdi yağız yer koyı, ne yañlığ kişi kirdi tolmaz oyı
    Dikkat et, imdi bu kara toprak altına ne çeşit insanlar girmiştir, onun çukuru hâlâ dolmamıştır.
  44. Açıp körse erdiñ kara yer katın, ne üdrüm talular yatur ınçıkın
    Kara toprağın altını bir az açıp baksa idin, orada ne kadar seçkin ve iyi insanların cesetlerini görürdün.
  45. Ne begler yaturlar kara yer bolup, ne bilge bügü sızdı yerde ölüp
    Ne beyler kara toprak olmuş, yatarlar, ne âlim ve hakimler ölüp, toprağa karışmışlardır.
  46. Begin kulda adra bilümez özüm, çığayığ bayında seçümez közüm
    Ben orada beyi kuldan seçemiyorum, gözüm fakiri zenginden ayırt edemiyor.
  47. Neçe kür küvezler bir ig iglemez, kara yerke kirdi kanı tepremez
    Hayatlarında hiç bir hastalık görmeyen ne kadar cesur ve mağrur insanlar kara toprak altına girdiler, kımıldanmağa mecalleri yok.
  48. Bu yañlığ kişiler töşendi yerig, ya senmü kalır sen ya menmü tirig
    Bütün bu insanlar toprağı döşendiler, burada senin ile benmi diri kalacağız.
  49. Yorıyu turuğlı bu barkın kişi, uluğ yolda itmez bu ev bark işi
    Bu büyük yolda yalnız dinlenmek için bir az duran yolcu ev-bark yapmaz.
  50. Özümdin kötürdüm bu ârzû tilek, kodu bir bayatım maña tap yölek
    Ben içimdeki bütün arzu ve dilekleri yok ettim, beni bırak, Tanrım bana yeter bir destektir.
  51. Kişig kul kılığlı bu sukluk-turur, kiterdim bu sukluk közüm tok-turur
    İnsanı kul eden bu ihtirastır, ben ihtirası bıraktım, artık gözüm toktur.
  52. Negü ter eşit dünyâ kodmış kişi, yayığ dünyâka köñli todmış kişi
    Dünyayı bırakmış ve bu dönek dünyadan bıkmış olan insan ne der, dinle.
  53. Ajunda tilekin bulundı özüm, harislık özindin kiterdi közüm
    Ben bu dünyada dileğimi buldum, her türlü ihtiras gözümden silindi.
  54. Özüm kodtı dünyâ tilek ârzûsın, tilekim tükendi kesidi sözüm
    Bu dünya ile ilgimi kestim ve bütün dilek ve arzuları üzerimden attım, artık dileğim kalmadı, işte bu kadar.
  55. Bu dünyâ içi bir tarığlağ-turur, negü ekse munda yarın ol önür
    Bu dünya bir tarladır, burada bugün ne ekilirse, yarın o biçilir.
  56. Uruğ edgü ekse öner edgülük, ol edgü bolur ol yegü kedgülük
    iyilik tohumu ekilirse, iyilik çıkar ve bu iyilik senin için yiyecek ve giyecek olur.
  57. Uruğ isiz ekse isiz ök önür, ol isiz boyunka yarın yük bolur
    Fenalık tohumu ekilirse, fenalık çıkar ve bu fenalık yarın insanın boynuna bir yük olur.
  58. Bu kün kodmağınça havâ ârzûlar, yarın bulğu ermez özüm edgüler
    Bugün bu nefsi ve arzuları üzerimden atmadan, benim yarın iyilik bulmama imkân yoktur.
  59. Seni kodmaz erken bu dünyânı kod, saña todmaz erken sen ir aşnu tod
    Bu dünya seni terketmeden, sen onu bırak, o senden bıkmadan, sen daha önce davran, onu gözünden düşür.
  60. Anı kodmasa sen seni kodğa ok, añar todmasa sen saña todğa ok
    Sen onu terketmezsen, o seni bırakacaktır, sen ondan bıkmazsan, o senden bıkacaktır.
  61. Bolup kalğu erse nerek bu ajun, seni kodğu erse anı kod özün
    Böyle olduktan sonra, bu dünyanın ne lüzumu var, onun seni terketmesini beklemektense, sen onu bırak.
  62. Munı kod tile ol ajunuğ turup, erejin tiril anda meñü bolup
    Bunu bırak, şimdi o dünyayı iste ve orada huzur içinde, ebedî hayat sur.
  63. Takı munda yegrek tileyin tese, ikigün ajunuğ tileme usa
    Bundan daha iyisi de var, eğer yapabilirsen, bunların ikisini de isteme.
  64. Yorı iki ajun idisin tile, nerek dünyâ ukbi ikigün bile
    Yürü, bu iki dünyanın sahibini iste, dünya ve âhiret, bu ikisinin de ne lüzumu var.
  65. Törütgenni bulsa törümiş seniñ, yaratğannı bulsa yaratmış seniñ
    Türeteni bulursan, türeyen senindir, yaratanı bulursan, yaratılan senindir.
  66. Törümişke korkma tileme tilek, törütgenke korkğıl anı tut yölek
    Türeyenden korkma ve ondan hiç bir dilekte bulunma, türetenden kork ve her şeyi ondan iste.
  67. Törütgen idi tapğı evre kodup, törümişke tapmak bolurmu udup
    Türeten rabbin ibâdetini geri bırakıp, türeyene uymak ve ona hizmet etmek değermi.
  68. İkide adın yok tapuğa işi, ya tapğı yarağay kötürgey başı
    Hizmetkârın şu iki şeyden başka kazancı yoktur : ya onun hizmeti makbule geçer ve başı yükselir.
  69. Ya tapğı yaramağa emgekleri, yava bolğa üd kün tiriglikleri
    Yahut hizmeti ve zahmetleri makbule geçmez, vakti ve ömrü boşuna harcanmış olur.
  70. Yarasa tapuğ beg kötürse anı, bolur özke erksiz bu bulmış küni
    Eğer hizmeti makbule geçer ve bey yükseltirse, aradığını bulduğu gün, o artık kendisine hâkim olamaz.
  71. Ara aç ara tok yügürgü kerek, begi yatsa emgek bu körgü kerek
    Bunun için bâzan aç, bâzan tok koşmak lâzım, beyi rahat ederse, onun zahmetini hizmetkârının yüklenmesi lâzımdır.
  72. Kalı siñmese kör bu kılmış tapuğ, yava boldı isiz tiriglik kamuğ
    Eğer onun bu yapmış olduğu hizmeti makbule geçmezse, bütün bir hayat, çok yazık ki, boşuna geçmiş olur.
  73. Kayu ol tapuğçıkaayğıl asığ, bu tapğı içinde negü ol tatığ
    Söyle, hizmetkârın elde ettiği nedir, onun bu hizmetinde ne gibi bir zevk vardır.
  74. Negü ter eşitgil ıla erkini, tapuğçı törüsin ayur kör anı
    Hizmetkârlık âdap ve erkânı hakkında ila büyüğü ne der, dinle.
  75. Baka barsa ters iş bu begler işi, tapınsa telim terk yaranmaz kişi
    Dikkat edersen, bu beylerin işi ters bir iştir, insan çok çalışmakla onlara kendisini kolay-kolay beğendiremez.
  76. Yarasa tapuğ özke erksiz bolur, yaramasa tapğı küniñe ilür
    Hizmeti beğenilirse, o kendi-kendisine hâkim olamaz, hizmeti beğenilmezse, o günden-güne itibardan düşer.
  77. Tapuğka ınanma ay tapğı telim, tapuğ kılğa âhır başıñnı kalım
    Ey hizmeti çok olan insan, sen hizmetine güvenme, bu hizmet, sonunda, senin başına mal olur.
  78. Sevindi tedükte sasıtur söker, yazıldı tedükte buşup kaş tüger
    O "memnun oldu" derken, ortalığı berbat eder, söğer, "yüzü güldü" derken, hiddetlenir, kaşlarını çatar.
  79. Tükel bilse bolmaz kılıklarını, yeme alsa bolmaz alıklarını
    Onların tabiatlerini tamamiyle öğrenmek imkânsızdır, yapacakları fenalıkları da önlemek mümkün değildir.
  80. Tüpi yel-turur bu ajun kör oğul, kölike-turur kör karârı yok ol
    Ey oğul, bu dünya bir kasırga rüzgârıdır, o hiç bir yerde karar etmeyen bir gölgedir.
  81. Sakım ol körü barsa körnü-turur, tutayın tedükte yiter yok bolur
    Dikkat edersen, o ancak göze görünen bir seraptır, tutmak istersen, ele girmez, yok olur.
  82. Kezigçe kelir kör bu devlet kurı, tezig ol yayığ hem bolur terk karı
    Bu saadet nöbeti, bak, sıra iie gelir, o dönektir, kaçmak ister, bir de çabuk ihtiyarlar.
  83. Kerek bolmaz emdi bu dünyâ maña, ya devlet kezigi kezig ay toña
    Bana böyle bir dünyanın lüzumu yoktur, bu sıtmaya benzeyen saadet nöbetini de istemem, ey kahraman yiğit.
  84. İdim yadı iş tap sevingü sevinç, anıñ yarlığı tap avınğu avınç
    Rabbimin zikri bana kâfi bir iştir ve yerinde bir sevinçtir, onun emirlerini yerine getirmek, benim için kâfi bir meşgaledir.
  85. Sevüg bolmasa tap idim sevmişi, yağım yek-turur öz yağılamışı
    Rabbimin sevdiği işler kâfi gelmezse, mücâdele etmek için, düşmanım olan şeytan vardır.
  86. Tilekim anıñdın umınçım añar, sığınğu idim ol küvençim añar
    Her arzumu Tanrıdan diler ve ona ümit bağlarım, her şeyde Tanrıya iltica eder ve ona güvenirim.
  87. Tonum koy yüñi tap yegüm arpa aş, tükel boldı dünyâ maña ay kadaş
    Giymek için, koyun yünü ve yemek için, arpa aşı bana yeter, ey kardeş, bu dünyadan başka bir şey beklemiyorum.
  88. Negü ter eşitgil bağırsak sözi, üñürde turuğlı sakınuk özi
    Mağarada yaşayan, merhametli ve takva sahibi insan ne der, dinle.
  89. Ajunda alındım özümke öñi, kavuk sökti yem tap tonum koy yüñi
    Dünyadan kendi hissemi aldım, kepekten yiyecek ile koyun yününden elbise bana yeter.
  90. Şekerde tatığlığ kavuk yür maña, çuz ol bu örüm ton ağılar teñi
    Kepek yemeği, benim için, şekerden daha tatlıdır, bu beyaz elbise, sırmalı ipeklilere bedeldir.
  91. Karın todğuça ye kamuğ yem içim, kerek arpa yür tut todurğu açım
    Her yiyecek ve içecekten ancak karnı doyuracak kadar yemeli, içinde ister arpa, ister darı olsun, bu da benim karnımı doyuracaktır.
  92. Toru ölmegüçe yegil ây kadaş, yeme udlayu sen taduñ bolğa baş
    Ey kardeş, sen ölmeyecek kadar bir şey ye, öküz gibi çok yeme, mizacın bozulur.
  93. Tatığ sürme tatığ kını ked katığ, tatığka yanut ornı teñsiz batığ
    Zevk-safa sürme, zevkin cezası çok ağırdır, zevk karşılığında elde edilen yer berbat bir bataklıktır.
  94. Açığ süçig aşlar boğuz tatğı ol, boğuz tatğı sürgen kişi yılkı ol
    Ekşi veya tatlı yemekler boğaz zevkidir, boğazına düşkün adam hayvandan başka bir şey değildir.
  95. Ağı çuz kedim ton kişi kedgüsi, et öz örtgü tap kıl ay er edgüsi
    İnsanlar ipekli ve sırma elbiseler giyerler, sen ancak vücûdunu örtecek bir şeyle iktifa et, ey erkeklerin iyisi. ¦
  96. Boğuz bir todunsa iki kün barır, egin kedse bir ton iki yıl kalır
    Boğaz bir doyarsa, bu iki gün devam eder, sırta giyilen bir elbise iki yıl dayanır.
  97. Bu iki üçün özüm kul kılıp, kişi tapğı kılmak yararmu bilip
    Bu iki şey için insanların hizmetine girmekle, kendini bile-bile kul etmek değer mi.
  98. Ediz arşta altın serâ’ka tegi, tüzü barça muñluğ-turur bir teñi
    Yukarıda Arş'tan aşağıdaki toprağa kadar, dünyada mevcut ne varsa, bunların hepsi, istisnasız, muhtaç durumdadır.
  99. Meger bir bayat ol tükel muñsuzun, muñuğ bildeçi ol bağırsak tüzün
    Her şeyden müstağni ancak bir Tanrı vardır, o ihtiyaçları bilir, merhametli ve halimdir.
  100. Köñül bir bayatka uladım köni, tilekçi bolup-men tiler-men anı
    Gönlümü ihlâs ile bir olan Tanrıya ulaştırdım, ısteyici sıfatı ile yalnız onu istiyorum.
  101. Barı boldı şeksiz maña belgülüg, köñül bütti yırlar tilim ülgülüg
    Onun varlığına gönülden iman ettim, gönlüm inandı ve dilim şevkle onu zikreder.
  102. Barıña mukır-men tiler>
    Varlığını ikrar ediyor ve gece-gündüz uyumadan, onu istiyorum, fakat onu nerede arayacağımı kendim de bilmiyorum.
  103. İdimni tiler>
    Geceleri gözlerimi kırpmıyorum, rabbimi diliyorum, nişanını buluyorum, fakat onu gören yok.
  104. Tilegli udımaz tile tınmağıl, tilep bulmadım tep titip yanmağıl
    Arayan uyumaz, durmadan ara, arayıp ona yaklaşmışken, bulamadım diye, geri dönme.
  105. Tile tutçı tınma tilep yetgü yok, tilep bulmadım tep yanın yatğu yok
    Durup-dinlenmeden ara, aramakla ona erişebilen yok, fakat arayıp da, bulamadım diye, yan yatmak da doğru değildir.
  106. Tilegli yügürgü kerek tınmadı, tınıp yatğuçılar tilek bulmadı
    Arayan kimse dinlenmeden koşmalıdır, dinlenerek yatan kimseler aradıklarını bulamadılar.
  107. Tilep tınmağuçı ne bulmaz bolur, tınıp yatsa ârzû tilek kim bulur
    Durmadan arayanlar neler bulmazlar, kim dinlenip-yatmakla arzusuna kavuşur.
  108. Meni ol tiledi eñ aşnu sevip, anı men tiler boldum emdi ivip
    ilk önce, severek, o beni arzuladı, ben de şimdi çırpınarak, onu arar oldum.
  109. Meni aşnu ol koldı erdi ezel, anın men kolur boldum emdi tükel
    Önce o beni ezelde istemiş idi, onun için şimdi ben de yalnız onu ister oldum.
  110. Bu mundağ idimni kalı sevmeyin, tilep bulğuka öz kalı ivmeyin
    Böyle rabbimi nasıl sevmem, onu arayıp-bulmak için, nasıl çırpınıp durmam.
  111. Muñumka takımka maña ol yarar, belâ kadğu tegse meni ol yular
    Muhtaç olduğum zaman, başım sıkıldığı zaman, bana o yardım, eder, belâ ve kaygı gelirse, beni o kurtarır.
  112. Meni ol üdürdi eñ aşnu tilep, anın öz tiler boldı köñlin ulap
    ilk önce o beni isteyerek seçti, bu sebepten şimdi ben onu gönülden arzuluyorum.
  113. Meni ol törütti bu ol çın sözüm, meni ol igidti bedüdi özüm
    Bu sözüm doğrudur, beni o yarattı, yetiştirdi ve ben de böylece büyümüş oldum.
  114. Tüñüldüm bu halktın sığındım añar, küdezgey meni ol kamuğdın sıñar
    Ben halktan vaz geçtim, Tanrıya sığındım, o beni her şeyden korur.
  115. Özüm kalsa yalñuz idim yadı tap, özüm sözlegüke idim atı tap
    Yalnız kalırsam, bana rabbimin zikri yeter, zikretmek için, bana rabbimin adı yeter.
  116. Avıñum sığıñum yölekim tokum, ol ol bir idi todğu açım tokum
    Avunacağım, sığınacağım, desteğim ve dayanağım odur, açlığımda ve tokluğumda beni gözeten o bir olan rabbimdir.
  117. Negü ter eşitgil süzülmiş kişi, idisi bile çın tüzülmiş kişi
    Kalbi temizlenmiş ve Tanrıya gerçekten ulaşmış olan insan ne der, dinle.
  118. Köñüldeki sırrım açar-men saña, tilek ârzû birle uçar-men saña
    Gönüldeki sırrımı sana açarım, dilek ve arzu ile sana uçarım.
  119. Küvengü avınğu sığınğu idim, kamuğdın üzüldüm kaçar-men saña
    Benim güvenecek, avunacak ve sığınacak rabbim sensin, her şey ile ilgimi kestim, sana sığınırım.
  120. Ol ajunka ornuñ bu ajun-turur, munı kodmağınça anı kim bulur
    Senin o dünyadaki yerin bu dünyaya bağlıdır, bu dünya hava ve heveslerinden vazgeçmeden, o dünyayı kim kazanabilir.
  121. Yüz utru kitergü bu dünyâ salıp, anın bolsa ukbi bulunğay alıp
    Bu dünyadan uzaklaşıp, ondan vaz geçmek lâzımdır, ancak böylelikle ukbâ elde edilebilir.
  122. Yayığ dünyâ bekrü eligde tutup, negü teg bulur meñü ajun yatup
    İnsan bu dönek dünyaya sarılır ve onun zevklerine mukavemet etmezse, ebedî dünyayı nasıl bulur.
  123. Hatarlığ-turur dünyâ nûşı ağu, arığın tile barça içgü yegü
    Bu dünya tehlikeler ile doludur, onun şerbeti zehirdir, sen bütün içecek ve yiyeceklerde temizlik ara.
  124. Kodu bergü dünyâ tilek ârzûsın, anın bulsa ukbi orun edgüsin
    Ukbâda iyi bir yer bulabilmek için insan bu dünyanın dilek ve arzularından vazgeçmelidir.
  125. Hakikat munı bil ay ögdülmişim, ayayın saña men özüm bilmişim
    Ey Öğdülmiş'im, ben sana kendi bildiklerimi söyleyeceğim, sen bunları hakikat bil.
  126. Bu tört neñ tükel kodmağınça kişi, adın tört kılumaz kişi uz işi
    insan şu dört şeyden tamamen vazgeçmedikçe, diğer dört işi iyice yapamaz.
  127. Bu dünyâ işin kodmağınça tükel, kılumaz bu ukbi işin ay ınal
    Bu dünya işini tamamen bırakmadıkça, insan ukbâ işini yapamaz, ey inanılır insan.
  128. Kişide yırak bolmağınça kadaş, bayat tapğıña tegse bolmaz adaş
    Ey kardeş, insanlardan uzaklaşmadıkça, Tanrıya ibâdet ile meşgul olunamaz.
  129. Havâ ârzû boynı sımağınça öz, könilik yolıña kirümez et öz
    Kendi nefis ve hevesinin başını ezmedikçe, vücût doğruluk yoluna giremez.
  130. Köñüldin çıkarğu kamuğ dünyâsın, añar ötrü kirse bayat sevgi çın
    Gerçek Tanrı sevgisinin girebilmesi için, insan gönlünden bütün dünya arzularını çıkarıp-atmalıdır.
  131. Tünek ol bu dünyâ müsülmân öze, tünekte erej kolma köñlüñ tüze
    Bu dünya müslümanlar için bir zindandır, zindanda huzur arama, gönlünü doğrult.
  132. Et öz ülgi berme katığlan usa, özüñ yolka köñey anıñda basa
    Elinden geldiği kadar vücûdun isteklerini yerine getirmemeğe gayret et, ancak böylelikle kendin doğru yola girebilirsin.
  133. Yava kılmağıl bu keçer üd künüñ, yana bulğu ermez keçigli tünüñ
    Bu geçici zaman ve gününü boşuna sarfetme, her geçen gecen bir daha geri dönmeyecektir.
  134. Keçer kün yava bolsa öknür kedin, tiriglik yava kılsa bulmaz adın
    Geçen günün boşuna geçerse, sonunda peşiman olursun, bu hayatı boşuna harcarsan, onu tekrar elde edemezsin.
  135. Negü ter eşit kör ay bilgi teñiz, özi kodkı alçak ne köñli ediz
    Dinle, bilgisi deryalar kadar geniş, mütevazı, gönülü alçak, fakat kendisi yüksek olan insan ne der.
  136. Uluştın uluşka köçügli kişi, köçin öñdün ıdsa iter uz işi
    Diyardan-diyara göçen insan eşyalarını önceden gönderirse, işini daha iyi yapmış olur.
  137. Bu köçmezde açnu köç ıdsa oza, köçüp barsa asğı yarutur köze
    Kendisi daha göç etmeden, göçünü önceden gönderirse, oraya varınca, onun için çok faydalı olur.
  138. Kerek ıd köçüñni kerek ıdmağıl, özüñ köçgü âhır osal bolmağıl
    Göçünü ister gönder, ister gönderme, fakat sonunda kendin nasılsa göçeceksin, gafil olma.
  139. Kerek erse beg bol kerek erse kul, uzun kalğu ermez ölüm tuttı yol
    ister bey ol, ister kul, burada uzun zaman kalacak değilsin, ölüm artık seni yolda bekliyor.
  140. Kerek miñ yaşağıl kerek on sekiz, özüñ ölgü edgü atıñ kodğıl iz
    ister bin yıl yaşa, ister on sekiz, bir gün öleceksin, eser olarak, iyi ad bırakmağa çalış.
  141. Kerek erse bay bol kerek yok çığay, tiriglikni yer bu keçer yıl kün ay
    ister zengin ol, ister yoksul ve fakir, her geçen yıl, ay ve gün hayatı kemirmektedir.
  142. Başıñ kökke tegse bedüklük atın, kirip yatğu ornuñ kara yer katın
    Büyüklük ve şöhretle başın ne kadar göklere yükselirse-yükselsin, sonunda girip-yatacağın yer kara toprağın altıdır.
  143. Tiriglik bulup er yava kılsa üd, özin otka attı uş ol yılkı ud
    Hayat nimetini elde edip de vaktini boşuna geçiren insan kendisini ateşe atmış demektir, o hayvandan farksızdır.
  144. Esenlik bulup er yava kılsa yaş, bu körksüz tiriglik bolur ay kadaş
    insan sağlık bulup da ömrünü boşuna sarfederse, ey kardeş, bu çok çirkin bir hayat olur.
  145. Meniñ kadğumı sen yeme ay kadaş, sen öz kadğuñı ye töküp közde yaş
    Ey kardeş, sen benim kaygımı yeme, sen gözünden yaş dökerek, kendi derdin ile uğraş.
  146. Bu dünyâ işi bek tuzakçı-turur, tuzakka ilinme seni berkitür
    Bu dünya işi sağlam bir tuzaktır, tuzağa düşme, seni sım-sıkı yakalar.
  147. Bu kün keldi devlet tilekçe yorır, ınanma añar sen yana terk barır
    Bugün sana saadet geldi, senin arzuna göre hareket eder, fakat sen ona inanma, o yine çabuk gider.
  148. Usanma ölümke sakınma uzun, busuğdın çıkar teg çıkar üdsüzün
    Gafil olma, ölümü uzak sanma, onu beklemediğin bir anda, pusudan çıkan bir düşman gibi, karşında bulursun.
  149. Üküş miñ osalığ ölüm basmış ol, telim yumğılarığ ölüm saçmış ol
    Binlerce gafil kimseye bu ölüm baskın yapmıştır, bir çok toplulukları bu ölüm dağıtmıştır.
  150. Negü ter eşit emdi köñli oduğ, ölümke osal bolma teggey yoduğ
    Şimdi gönülü uyanık insan ne der, dinle, ölüme karşı gafil davranma, zararını görürsün.
  151. Üküş ternekig kör taradı ölüm, ölümüg sakınsa akar köz yulum
    Bir çok toplulukları, bak, ölüm dağıttı, ölüm hatırıma geldikçe, göz yaşım çeşme gibi akar.
  152. Menin köksegüçi meni kalmadı, asığ kılmadı sü itiglig tolum
    Ben diyerek, göklere yükselmek isteyenin benliği kalmadı, silâhlı ordular ona karşı kâr etmedi.
  153. Usanma tiriglik barır belgüsüz, keçer uş bu üd kün yana yanğusuz
    Gafil olma, hayat belli etmeden gider, bu zaman ve gün bir daha geri gelmemek üzere geçer.
  154. Erejke avınma yava bolğa kün, bu kutka ınanma yayığ ol otun
    Huzura dalıp, kendini avutma, yoksa günün boşuna geçer, bu saadete inanma, o dönek ve küstahtır.
  155. Bedük men tegüçini tuttı ölüm, uluğ men tegüçini uttı ölüm
    Ben büyüğüm diyeni ölüm yakaladı, "ben uluyum" diyeni ölüm yendi.
  156. Ölüm buzdı ordu telim kend uluş, ölüm buzdı karşı saray ev üküş
    Ölüm bir çok şehir ve memleketleri viraneye çevirdi, ölüm bir çok saray, köşk ve evleri yıktı.
  157. Neçe miñ tirig öldi tolup yatur, biziñ kelgümizni küdezip yatur
    Yaşayan kaç bin insan öldü ve yerin altına girip-gizlendi, orada bizim de gelmemizi bekliyorlar.
  158. Baka kör olarığ sen açğıl közüñ, begig kulda adra bilürmü özüñ
    Onlara dikkatle bak, gözünü aç, beyi kuldan ayırabilirmisın.
  159. Uluğluk ölümke asığ kılmadı, ölümdin kaçığlı keçig bulmadı
    Büyüklük ölüme karşı fayda etmedi, ölümden kaçan — kaçacak bir yol bulamadı.
  160. Ağır savçılarığ iletti ölüm, adın kim itügey ot em ya tolum
    Nice ulu peygamberleri ölüm götürdü, artık kim ona karşı ilâç, deva veya silâh bulabilir.
  161. İnançsız-turur bu cefâçı ajun, yayığ kılkı irsel kılınçı otun
    Bu cefacı dünyaya inanılmaz, o dönektir, onun tabiatı vefasızdır, küstahça hareket eder.
  162. Negü teg keçürse keçer terk küni, barır edgü isiz ne egri köni
    Nasıl geçerse-geçsin, onun günü çabuk geçer, iyisi de, kötüsü de, eğrisi de, doğrusu da fânidir.
  163. Tokun ma keçer hem açın ma keçer, ne begke kılur yüz ne bay kul seçer
    insan doysa da geçer, aç kalsa da geçer, ne beye yüz verir, ne zengin, ne de kul seçer.
  164. Ereji uzamaz ne emgekleri, nerek ötrü munça çoğı ün urı
    Onun ne huzuru ve ne de zahmeti uzun sürer, ey oğul, bu kadar gürültü ve patırdıya ne lüzum var.
  165. İdi yakşı aymış bügü bilgi keñ, kılıkı yorıkı bile köñli teñ
    Hakîm, bilgisi geniş, düşünce ve hareketi birbirine uygun olan kimse çok iyi söylemiş.
  166. Az edgüke yalñuk unıtur özin, yaşıl kökte üstün yorıtur sözin
    Küçük bir saadete erince, insan kendisini unutur, sözünü mâvî gökten daha yukarılara yükseltir.
  167. Neçe kür kögüzlüg küvenür erig, ölüm yençti kögsin saçıttı közin
    Nice kabadayı, kibirli ve mağrur insanların göğüsünü ölüm ezmiş ve gözünü çıkarmıştır.
  168. Bu erdi saña çın bağırsaklıkım, munu sözledim men saña ay akım
    İşte bu söylediklerim sana gerçek bağlılığımın bir nişanıdır, ey cömerdim.
  169. Kim erse bu halığ bilür erse çın, arçar bolğu ermez bu dünyâ yakın
    Bu hakikate vâkıf olan insan hiç bir zaman bu dünyaya kıymet vermez.
  170. Yitürdüm yegitlik yetildi yaşım, yıpar kitti kâfûr eşündi başım
    Gençliği kaybettim, yaşım ileriledi, misk yerine başım kâfur örtündü.
  171. Seziksiz ölümke anunğu üdi, bu künde naru ol ay yalñuk kedi
    Ey insanların iyisi, bundan sonra artık, şüphesiz, ölüme hazırlanma zamanı gelmiştir.
  172. Ölüm kadğusı tuttı ketti sevinç, ölümde kedin iş negü teg erinç
    Ölüm kaygısı sardı, sevinç artık bizden gitti, ölümden sonra, acaba, hâlimiz nice olacaktır.
  173. Bu kadğu sakınç birle erken özüm, negü teg iligke barır-men tüzüm
    Ey temiz kalpli insan, ben bu kaygı ve endişe içinde kıvranırken, nasıl kalkıp, hükümdarın yanına giderim.
  174. İligke meniñdin asığ bolmağay, tusulsu tese hem tusu bulmağay
    Hükümdar benden hiç istifâde edemeyecektir, kendisine faydalı olmamı istiyorsa, ona hiç bir faydam dokunamayacaktır.
  175. Kalı ol ajunluk tilese meni, meni bardı saknıp yorısu köni
    Eğer beni öteki dünya için yanında istiyorsa, beni yanında farzederek, doğru yola gitsin.
  176. Apa oğlını emdi erklig bayat, törütti iki iş üçün berdi at
    Kadir Tanrı insan-oğlunu iki şey için yaratmış ve bundan dolayı ona bu adı vermiştir.
  177. Tamuğka ya uçmak begi bolğuka, ağırlık üçün ya uçuz kılğuka
    O ya cehennemde yanmak veya cennette bey olarak, sefa sürmek için yahud bu dünyada itibarlı veya itibarsız olmak için yaratılmıştır,
  178. Ağırlık tilese ayu berdi yol, uçuzluk yolın ma seçe berdi ol
    itibarlı olmak istersen, bunun yolunu göstermiştir, itibarsızlık istiyorsan, onun da yolunu çizmiştir.
  179. Kerek emdi kulka özi kullukın, tükel kılğu bulsa bayat tevfikın
    Şimdi kulun, Tanrının tevfikına mazhar olması için, kendi kulluğunu tam olarak yerine getirmesi lâzımdır.
  180. Kalı bulsa tevfik bayattın kulı, kamuğ edgülükke açıldı yolı
    Eğer kul Tanrının tevfikına nail olursa, ona bütün iyiliklerin yolu açılmış demektir.
  181. Katığlañu ötrü yetürgü tapuğ, tümen edgülükke açılğay kapuğ
    Bundan sonra da bütün ibâdetlerin yerine getirilmesine gayret etmelidir, böylece insanı binlerce iyiliklere götüren kapılar açılır.
  182. Bu erdi munukı meniñ bilmişim, saña sözledim men ay edgü işim
    İşte benim bildiklerim bunlar idi, sana söyledim, ey iyi arkadaşım.
  183. Selerke meniñdin asığ söz kerek, özümde körü bu sözüm edgürek
    Size benim faydalı sözlerim lâzımdır, benim sözlerim kendimden daha iyidir.
  184. Kalı ukbi kolsa yorıkı bu hâl, kalı dünyâ kolsa bilir sen tükel
    Eğer ukbâ istersen, onun yolu böyledir, eğer dünya istersen, sen kendin bunu daha iyi bilirsin.
  185. Bolu berdi eren kelü berdi kut, negü kolsa ârzû kelü berge büt
    Felek rast getirdi, sen saadete kavuştun, başka ne gibi arzuların varsa, anlar da gelecektir, buna inan.
  186. Meniñde negü bar adın edgü iş, silerke asığ kılsa ay edgü iş
    Bende size faydah olacak başka ne gibi bir iyilik var, ey iyi arkadaşım.
  187. Kodu bersü ilig meni teñrike, duâçı bolayın añar edgüke
    Hükümdar beni Tanrıya bıraksın, iyiliği için, ona duacı olayım.
  188. Bilig aytur erse unu bilmişim, eşittiñ ayu ber negü aymışım
    Bilgi istiyorsa, işte bildiklerim bunlardır, sen işittin, sana söylediklerimi ona da naklet.
  189. Sözümni tutuñlar kalı tutmasa, yarın kelge barça bu kün bütmese
    Sözümü tutunuz, eğer tutmazsanız, bugün ummadıklarınızın hepsi yarın başınıza gelecektir.
  190. Bu söz yakşı aymış ay bilgi teñiz, munı işke tutsa kızartur meñiz
    Denizler kadar bilgili insan şu sözü çok iyi söylemiş, insan buna göre hareket ederse, bahtiyar olur.
  191. Bu kün bu sözüm kör saña tuş bolur, yarın anda körgil saña tüş bolur
    Bu sözüm, bak, bugün sana eş olur, yarın orada bunun ecrini bulursun.
  192. Usanma katığlan sözüm işke tut, kalı tutmasa sen munu uş bolur
    Gafil olma, sözüme göre hareket etmeğe gayret et, eğer sözümü tutmazsan, işte söylediklerim başına gelir.
  193. İligdin kolu ber meniñ udrümi, yarağı ne erse otı kıl emi
    Hükümdardan benim için özür dile, ne yapmak lâzım ise, onu yap ve bu işi hallet.
  194. Saña tegdi emgek kelü hem baru, yanutı bayat bersü kün teg yaru
    Boraya gelip-gitme zahmetine katlandığın için, Tanrı sana bunun ecrini ihsan etsin, güneş gibi parla.
  195. Ağır kılma köñlüñ maña ay kadaş, yakınlık içinde meni tutma taş
    Ey kardeş benim için kendini üzme, bana karşı duyduğun sevgiyi eksik etme.

    Öğdülmiş cevabı Odgurmışka
    OĞDÜLMİŞ'İN ODGURMIŞ'A CEVABI
  196. Yanut berdi ögdülmiş aydı tilin, özüm uktı emdi könilik yolın
    Öğdülmiş cevap verdi ve : — Şimdi ben hakikat yolunu anladım — dedi —
  197. Eşittim sözüñni ögün tıñladım, sözüm kestim emdi sözüg teñledim
    Söylediklerini dikkatle dinledim, sözlerini iyice tarttım, diyecek sözüm kalmadı.
  198. Köni sözlediñ söz bütünlük bu ol, munıñda narukı neçe egri yol
    Doğru söyledin, hakikat budur, bundan başkası hep eğri yoldur.
  199. Seniñde-turur çın meniñde oyun, oyun kaldı çınka berür-men boyun
    Hakikat sendedir, benimki ise, oyundur, hakikate boyun eğiyorum ve oyunu bırakıyorum.
  200. Barayın men emdi esen edgü kal, ikigün ajunluk ayâ edgü fâl
    Şimdi ben gideyim, sen sağ ve esen kal, ey her iki dünya saadetine kavuşan insan.
  201. Bayat bersü tevfik saña küç kadaş, duâda unıtma köñül tutma taş
    Ey kardeşim, Tanrı sana tevfik ve kuvvet versin, dualarında beni de unutma, gönülden çıkarma.
  202. Meni me bayattın kolu bir turup, aça bersü köñlüm bayat odğurup
    Benim için de Tanrı'ya duâ et, Tanrı beni uyandırsın ve gönül gözümü açsın.
  203. Sözin kesti koptı adakın örü, esenleşti evke yüz urdı körü
    Sözünü kesti, ayağa kalktı, vedâlaştı ve evine doğru yola düştü.
  204. Atın mindi evre eviñe kelip, tüşüp kirdi turdı bir ança tınıp
    Atına binip, tekrar evine geldi ve girip, bir az dinlendi.
  205. Yedi içti ança sakındı özün, eşitmiş sözini bışurdı uzun
    Yedi, içti ve bir müddet düşünceye daldı, işittiği sözler üzerinde uzun-uzun durdu.
  206. Yaşık badı yüzke kura yüz bağı, ajun toldı bütrü kara yer toğı
    Güneş yüzüne siyah peçe örttü, her tarafı toz-duman rengi kapladı.
  207. Küjek yazdı rûmi kızı örtti yüz, kara saç boduğı ajun toldı tüz
    Rûmî kızı zülüflerini çözerek, yüzünü örttü, her taraf siyah zülüf rengini aldı.
  208. Tükel zengi yüzi urundı kalık, uçar tındı kodtı yorığlı yorık
    Göğün her tarafı zenci yüzüne döndü, uçan kuşlar kondu, dolaşan mahlûklar durdu.
  209. Yunup kıldı yatğu namâzın turup, töşek koldı yattı yarağın körüp
    Kalkıp, âbdest aldı ve yatsı namazını kıldı, yatak istedi ve işlerini bitirip, yattı.
  210. Udıp bardı azrak odundı yana, töpüdin savılmış bakırsukuna
    Bir az uykuya daldı, tekrar uyandı, Merih yıldızı tepeden kenara kaymıştı.
  211. Yana kördi ülker savılmış başı, toğardın çadan kopmış örlep tuşı
    Tekrar baktı, Ülker yıldızının başı ufka kaymış, karşısında şarktan Akrep kalkıp, yükselmişti.
  212. Yana yattı ança usı kelmedi, keziglig kişi teg közin yummadı
    Tekrar bir az yattı, fakat uyuyamadı, bir nöbetçi gibi, gözünü yummadı.
  213. Usuz yattı saknu bir ança oduğ, kalık kırtışı tuttı kâfûr boduğ
    Uyumadan, bir müddet yattı, düşündü, göğün derisi kâfura boyandı.
  214. Abir bürkirer teg tünerdi kalık, sata koptı yerdin yadıldı butık
    Abîr serpilmiş gibi, gök alacalandı, ufuktan etrafa dallanarak, mızraklar yükseldi.
  215. Yaşık örledi yerde koptı toğı, yaka keldi aşnu tokuz al tuğı
    Güneş yükseldi, yerden toz kalktı, dokuz al tuğu yaklaşmağa başladı.
  216. Turup koptı yundı kör ögdülmişe, namâzın yetürdi okıp bilmişe
    Öğdülmiş kalkıp, âbdest aldı, namazını kıldı ve duâ etti.
  217. Kıza baktı yerdin sata kalkanı, turup karşıka bardı kirdi köni
    Kızarmış mızraklar ile kalkan ufuktan gözükürken, kalkıp, saraya gitti ve doğruca içeri girdi.
  218. Eşitti ilig kör añar kıldı yol, bu kirdi iligke kavuşturdı kol
    Hükümdar geldiğini haber alınca, onu yanına çağırttı, Öğdülmiş huzuruna girip, ellerini kavuşturdu.
  219. İlig imledi berdi oldruğ orun, bu keçti orunka siliglik kurun
    Hükümdar işaret etti ve ona oturacak yer gösterdi, o edeple, vakarla gösterilen yere geçti.

    İlig suali Öğdülmişke
    HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ
  220. Bir ança turup söz ayıttı ilig, ayur sözle keldür ay kılkı silig
    Bir parça durduktan sonra, hükümdar sordu : — Ey temiz tabiatlı, söyle, ne haber — dedi —
  221. Negü ter kadaşıñ ne boldı eşiñ, ne boldı tilekiñ kelirmü işiñ
    Kardeşin ne diyor, işin nasıl oldu, dileğin ne oldu, arkadaşın geliyor mu.

    Öğdülmiş cevabı İligke
    ÖĞDÜLMİŞ'İN HÜKÜMDARA CEVABI
  222. Yanut berdi ögdülmiş aydı sözi, negü teg yorımış sözi tüp tözi
    Öğdülmiş cevap verdi, onun söylediği sözleri, neler konuştuklarını, hepsini olduğu gibi anlattı.
  223. İkigün arala yorımış sözüg, ötündi iligke kamuğ tüp tözüg
    İkisi arasında konuşulan sözleri hükümdara aynen arzetti.
  224. Eli turdı ança sakındı özün, köñül bertti yaşı yuvuldı közün
    Hükümdar bir az durdu ve kendi-kendine düşündü, gönülü yaralandı ve gözlerinden yaş döküldü.

    İlig cevabı Öğdülmişke
    HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E CEVABI
  225. Ayur ol kadaşıñ köni sözlemiş, söz ol söz-turur kim ol aymış temiş
    Hükümdar : — Kardeşin doğru söylemiş, söz onun söylediği sözdür — dedi —
  226. Bu kün biz kılurmız özümizke küç, añar ma takı küç kılurmız hem öç
    Bugün biz kendimize zulüm ettiğimiz gibi, ona da zulüm ve eziyet ediyoruz.
  227. Keçigli-turur bu ajun kalğusuz, bu kalmış tiriglik yeme belgüsüz
    Bu dünya geçicidir, kalmaz, bu kalan hayatın da ne kadar süreceği belli değildir.
  228. Seziksiz kelir utru meñü ajun, erej erse emgek uzalmaz uzun
    Hiç şüphe yok, ebedî dünya bize doğru yaklaşmaktadır, ister bize huzur, ister zahmet getirsin, gelmesi uzun sürmez.
  229. Meñilik ol ol anda bulsa ereş, bolur edgü ornı bulur edgü eş
    Nerede huzur varsa, rahat oradadır, orada insanın yeri ve yolu iyi olur.
  230. Odunmış-turur ol kadaşıñ tükel, anı biz okımak idi ked muhâl
    Senin kardeşin gafletten tamâmiyle kurtulmuştur, onu çağırtmakla buraya getirmemize imkân yoktur.
  231. Biziñ bu özümiz havâka bulun, yavalıkka üdlek keçip bardı kün
    Bizim bu varlığımız hava ve hevesin esiridir, zamanımız ve hayatımız boşu-boşuna geçip-gidiyor.
  232. Negü ter eşit emdi köñli tirig, saña yakşı sözlep berür öt erig
    Dinle, imdi gönülü diri olan insan ne der, bak, sana iyi sözler ile öğüt ve nasihat verir.
  233. Havâ nefs yağı ol kalı bulsa küç, yetürgey seziksiz saña eski öç
    Hava ve nefis sana düşmandır, imkân bulursa, hiç şüphe etme, senden eski öcünü alacaktır.
  234. Havâ nefs tirilse ölür bu köñül, köñül ölse tâat kalur ay oğul
    Hava ve nefis canlanırsa, gönül ölür;gönül ölürse, ibâdet ihmâl edilir, ey oğul.
  235. Biziñ köñlümiz öldi bolğa bu kün, havâ nefs me kıldı boyun ked yoğun
    Hava ve nefis boynunun bu kadar kalınlaşmış olduğuna bakılırsa, bizim gönlümüz bugün ölmüş olmalıdır.
  236. Uluğluk bedüklük bu devlet küni, uzun turğu ermez ay köñli köni
    Ululuk, büyüklük ve bu saadet günleri uzun sürecek değildir, ey temiz kalpli insan.
  237. Ereji az ol körse emgek üküş, baş ağrığ telim bar ma karğış söküş
    Dikkat edersen, bu dünyanın huzuru az, eziyeti çoktur, zahmeti çok olduğu gibi, üstelik bir de lanet ve bed-duâya uğramak felâketi vardır.
  238. İdi yakşı aymış biliglig kişi, ajunuğ sınayu yetilmiş yaşı
    Bilgili ve dünyada tecrübeler görerek yaşı ilerilemiş olan insan çok iyi söylemiştir.
  239. Uluğlukka artuk küvenme küle, uluğ bolduñ erse baş ağrığ bile
    Büyüklük ile fazla sevinme ve gururlanma, insan büyüdükçe zahmeti de artar.
  240. Sevinç kayda erse soñında belâ, erej kayda erse miñ emgek bile
    Sevinç nerede ise, sonunda belâ vardır, huzur nerede ise, bin türlü eziyet de oradadır.

    İlig suali Öğdülmişke
    HÜKÜMDARIN ÖĞDÜLMİŞ'E SUÂLİ
  241. Yana aydı ilig ay ögdülmişim, tilekim bu erdi anı kolmışım
    Hükümdar tekrar: — Ey Öğdülmiş'im — dedi— kardeşini buraya çağırmaktan maksadım,
  242. Sebeb bolsa erdi maña edgüke, tirilgeymü erdi köñül ay böke
    Beni iyiliğe sevketmesi idi, ey pehlivan, acaba gönlüm tekrar canlanabilirini.
  243. Tirendi unamaz berü kelgeli, ne iş tuş kadaşlar yüzin körgeli
    Direndi, buraya gelmeğe, eş-dost ve kardeşlerinin yüzünü görmeğe razı olmadı.
  244. Ol aymış sözüg körse barça köni, küçese yeme bolmaz emdi anı
    Dikkat edersen, söylediklerinin hepsi doğrudur, onu şimdi zorlamak da yerinde olmaz.
  245. Saña ma üküş tegdi emgek yorıp, tilin sözlediñ hem yügürdüñ arıp
    Sana da gidip-gelmek zahmet oldu, çok konuştun, çok koştun ve çok yoruldun.
  246. Küdelim körelim yeme ay akı, negü ol âhır hal üd üdlek takı
    Bekleyelim, bir bakalım, ey cömert, sonu ne olacak ve zaman bize daha neler gösterecektir.
  247. Kara tün içinde-turur kelgü iş, yarutur yaruk kün ayâ edgü iş
    Gelecek hâdiseler karanlık geceye bürünmüştür, ey iyi arkadaşım, ancak parlak güneş aydınlatabilir.
  248. Kuruğluğ-turur bu zamâne yası, ara asğı tegrür arala yası
    "Zamane yayı kuruludur, insanlara bâzan faydası, bâzan de zararı dokunur.
  249. Bayat hükmiñe kod kamuğ işlerig, üdi kelse itlür açar ay tirig
    Bütün işleri Tanrı hükmüne bırak, vakti gelince, yoluna girer ve kendiliğinden açılır, ey gönlü diri olan insan.
  250. Kayu iş kılıp bulmasa ol tatığ, kodu bergü ançan ay bilgi batığ
    İnsan hangi iş ile uğraşır ve ondan netice alamazsa, onu bir müddet bir tarafa bırakmalıdır, ey derin bilgili insan.
  251. Bu dünyâ yañı bu ederse kaçar, kodu berse evre saña yol açar
    Bu dünyanın huyu böyledir, peşine düşersen, senden kaçar, vaz geçsen, sana doğru gelmeğe başlar.
  252. Küdelim bir ança sınalım anu, negü teg âhır hal zamâne küni
    Bir az bekleyelim ve onu tecrübe edelifn, sonu ne olacak ve önümüzdeki günler bize neler gösterecek.
  253. Yana bolğa bizni tilegey turup, özi öz yegin kılğa yetrü körüp
    Olabilir ki, bir gün bizi ister, iyice düşünerek, kendisi için hangisi daha faydalı ise, onu yapar.
  254. Muñar tegdi kesti sözini ilig, turup çıktı ögdülmiş akru silig
    Buraya gelince, hükümdar sözünü kesti, Öğdülmiş yavaşça kalkıp, dışarı çıktı.
  255. Yeme keçti kaç kün bu sözke adın, sakındı ilig baktı ördün kedin
    Bu konuşmadan sonra yine bir kaç gün geçti, hükümdar iyice baktı, bu işin ilerisini ve gerisini düşündü.